2023 yılının sonunda Türk sigorta sektörünün toplam prim üretimi 350 milyar lirayı aştı. Bu rakam bir yıl öncesine göre yüzde seksen beş artışı temsil ediyor ancak rakamın yarısı enflasyonla kaplı. Gerçekte ne kadar büyüdük? Bu soruyu yanıtlamak için sayıların arkasına bakmak gerekiyor.
Nominal Büyüme mu, Reel Büyüme mi?
Türkiye Sigorta Birliği verilerine göre 2023 hayat dışı prim üretimi yaklaşık 300 milyar TL, hayat ve bireysel emeklilik ise 50 milyar TL civarında seyretti. Yüzde seksen beşlik nominal artış kulağa etkileyici geliyor ama TÜİK’in yüzde altmış civarında açıkladığı yıllık enflasyon hesaba katılınca reel büyüme yalnızca yüzde onbeş ila yirmi bandında kalıyor. Yani sektör büyüdü, ama öyle hızlı değil.
Trafik Sigortası Hâlâ Omurga
Trafik ve kasko, hayat dışı segmentin yaklaşık yüzde kırkbeşini oluşturuyor. Araç sayısının 26 milyonu aşması ve tamir maliyetlerindeki döviz kaynaklı artış, primleri yukarı çekti. Özellikle kasko tarafında 2022-2023 döneminde ortalama prim yüzde yüzün üzerinde artarken hasar maliyetleri de döviz/ithalat etkisiyle aynı oranda yükseldi. Şirketlerin combined ratio’su (hasar+masraf/prim) birçok portföyde yüzde yüzün üzerine çıktı; yani teknik zarar oluştu.
Sağlık Sigortasında Talep Patlaması
Özel sağlık sigortası, 2022’den bu yana en hızlı büyüyen branş konumunda. Kamudaki uzun muayene kuyrukları ve pandemi sonrası sağlık bilinci yükselişi talebi artırdı. Ancak şirketler için tablo karmaşık: Hem poliçe sayısı hem kişi başı kullanım oranı arttı. Bazı şirketler tazminat/prim oranını dengede tutmak için yıl içinde poliçe iptallerine başvurdu; bu da sektörde itibar sorununu beraberinde getirdi. 2024’te uygulamaya giren Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi (SBM) denetimleri bu tabloya müdahale etmeye çalışıyor.
Penetrasyon Oranı: Fırsat mı, Sorun mu?
Sigorta primlerinin GSYİH’ye oranı Türkiye’de yüzde 1,5 civarında seyrediyor. OECD ortalaması yüzde sekiz ila dokuz. Bu uçurum “potansiyel büyüme alanı” şeklinde yorumlanır ama meseleye farklı açıdan bakmak gerekir: Düşük penetrasyonun önemli bir nedeni düşük güven. Ödeme güçlüğü, hasar gecikmesi veya sözleşme yorumuna dayalı redler hâlâ yaygın şikayet konusu. Sigorta yaptırmayan kesim çoğunlukla “parasına değmez” diye düşünüyor, habersiz değil.
Reasürans Baskısı ve İstanbul Depremi Primu
Şubat 2023 depremleri Türk reasürans piyasasını sarstı. Yurt içi şirketlerin net hasar payını büyük ölçüde reasürörler karşıladı ancak yenileme döneminde reasürans primleri belirgin biçimde yükseldi. DASK (Doğal Afet Sigortaları Kurumu) dışındaki konut branşında kapasite daralması yaşandı. 2024 yenileme sezonunda bazı bölgesel reasürörler Türkiye kapasitesini sınırlandırdı. Bu durum özellikle kurumsal mülk sigortasında tekliflerin azalmasına yol açtı.
Dijital Kanal Payı Artıyor ama Yavaş
Doğrudan dijital satışın toplam prim içindeki payı hâlâ yüzde sekiz ila on civarında. Karşılaştırma siteleri (Sigorta.com.tr, Aksigorta’nın dijital kanalı vb.) trafik ve kasko poliçelerinde önemli aracıya dönüştü. Hayat sigortası ve kurumsal ürünler ise neredeyse tamamı acente/broker üzerinden akıyor. İngiltere’de Admiral, ABD’de Lemonade gibi örneklerle kıyaslandığında Türk dijital dönüşümünün hâlâ alacak yolu var.
2024 ve Ötesi için Beklentiler
Sektörün önündeki iki büyük belirsizlik: kur oynaklığının hasar maliyetlerine yansıması ve düzenleyici çerçevedeki değişiklikler. SEDDK’nın ödeme gücü ve tarife serbestisiyle ilgili güncellemeleri yakından izleniyor. Eğer reel faizler düşmeye başlarsa hayat/emeklilik tarafında ürün yeniden çekici hale gelebilir. Depreme karşı farkındalık ise deprem sigortası penetrasyonunu artırabilir; DASK 2023’te kayıt yenileme başvurularında yüzde kırkın üzerinde artış bildirdi.
Türk sigorta sektörü rakamsal büyüklük olarak kayda değer bir yolculukta. Ancak reel anlamda liderlik için güven tesisi, hasar süreçlerinin hızlanması ve ürün çeşitliliği kaçınılmaz. Sayıların önemi var ama penetrasyon rakamını ikiye katlamak için insanların poliçelerine güvenmesi şart.